1. Anasayfa
  2. İlişkiler

Uzun Süreli İlişkilerde Tutkuyu Canlı Tutmanın 5 Etkili Yolu

Uzun süreli ilişkilerde tutkuyu canlı tutmanın 5 yolu ile aşkınızı tazeleyin! Bilimsel sırlar ve Reddit'ten samimi ipuçlarıyla bağınızı hemen güçlendirin.

Uzun Süreli İlişkilerde Tutkuyu Canlı Tutmanın 5 Etkili Yolu
Uzun Süreli İlişkilerde Tutkuyu Canlı Tutmanın 5 Etkili Yolu
0

İlişkinizin o ilk günlerindeki akıl almaz şehveti hatırlıyor musunuz? Hani o telefonun her titreyişinde kalbinizin yerinden çıkacak gibi olduğu, birbirinizin kokusuna doyamadığınız, uykusuz gecelerin bile size yorgunluk değil enerji verdiği o büyüleyici “balayı” evresi… Uzun süreli ilişkilerde tutkuyu canlı tutmanın 5 yolu üzerine kafa yormaya başladığımızda, genellikle referans noktamız hep bu ilk kıvılcımlar olur. Gelgelelim, hayatın gerçekleri—iş temposu, biriken faturalar, bitmek bilmeyen ev işleri ve çocukların bitkin düşüren koşturmacası—çarpmaya başladığında, o ilk günler sanki başka bir hayata aitmiş gibi gelmeye başlar. Bir gün kendinizi televizyon karşısında, yan yana ama birbirine yabancı iki insan gibi otururken bulabilirsiniz. “Patrick Starfish” gibi koltukta yayılmış, birbirinizin varlığını kanıksamış bir halde…

Peki, bu aşkın bittiği anlamına mı gelir? Kesinlikle hayır. Klinik psikolojide sıkça kullandığımız bir metafor vardır: İlişkiler tıpkı bakım gerektiren lüks bir araba gibidir. Eğer düzenli servis almaz, yağını kontrol etmez ve onu sadece garajda çürümeye terk ederseniz, bir noktada yolda kalması kaçınılmazdır. Illinois Üniversitesi’nden Brian Ogolsky’nin de belirttiği gibi, ilişki “bakım gerektiren” bir süreçtir. Tutku, kendiliğinden yanan sonsuz bir meşale değil; her gün üzerine yeni bir odun atılması gereken, özen isteyen bir ocaktır. Bu yazıda, ilişkinize taze bir soluk getirecek, hem Sternberg ve Lee gibi devlerin bilimsel teorilerine dayanan hem de Reddit koridorlarındaki gerçek hayat tecrübelerinden süzülen pratik çözümleri keşfedeceğiz. Hazırsanız, kahvenizi tazeleyin; aşkınızı yeniden nasıl parlatacağımıza birlikte bakalım.

AŞKIN MATEMATİĞİ: ÜÇGEN AŞK TEORİSİ VE RENK ÇARKI

Aşkı sadece bir “his” olarak tanımlamak, onun muazzam karmaşıklığını hafife almaktır. Psikolog Robert Sternberg’in “Üçgen Aşk Teorisi”ne göre, sağlam bir ilişkinin sacayağı üç bileşenden oluşur: Yakınlık (arkadaşlık ve samimiyet), Tutku (fiziksel ve romantik çekim) ve Bağlılık (birlikte kalma kararı). Sternberg, bu üç bileşenin mükemmel dengesine “Mükemmel Aşk” (Consummate Love) adını verir. Ancak tutku, bu üçlü arasında en “sıcak” ama aynı zamanda biyolojik olarak en çabuk sönme eğilimi gösteren bileşendir. Vücudumuzun “limerans” adı verilen o ilk aşamada salgıladığı feniletilamin, dopamin ve oksitosin fırtınası genellikle 3 ila 12 ay arasında diner.

John Alan Lee ise “Aşkın Renk Çarkı” teorisinde aşkın farklı “stillerini” anlatır. Kimimiz Eros gibi tutkulu ve fiziksel odaklıyız, kimimiz Storge gibi aşkı bir “arkadaşlık süreci” olarak görüyoruz. İlişkinin başında Eros’un canlı kırmızıları hakimken, zamanla Pragma’nın (mantık aşkı) gri tonları veya Storge’nin güven veren pastel renkleri baskın hale gelebilir. Hatta bazen Mania’nın o takıntılı ve kıskanç mor tonları araya sızabilir. Önemli olan, bu renklerin birbiriyle nasıl karıştığını anlamak ve “Eski İlişki Enerjisi”nin o huzurlu limanında Eros’un ateşini sönmekten kurtarmaktır.

Aşk Türleri ve İlişki Dinamikleri Kıyaslaması

Aşk Türü (Lee & Sternberg)Temel ÖzellikleriUzun Süreli İlişkideki Etkisi
Eros (Tutkulu Aşk)Fiziksel çekim, yoğun duygusallık, “kimya” odaklı seçim.Başlangıçta yakıtı sağlar; ancak fantezi dünyasına hapsolma riski taşır.
Storge (Arkadaşça Aşk)Arkadaşlıktan doğan güven, ortak değerler ve benzer ilgi alanları.İlişkinin omurgasıdır; kriz anlarında sığınılacak limandır.
Ludus (Oyunbaz Aşk)Eğlence odaklı, flörtöz, çok fazla bağlanma aramayan yapı.İlişkiye neşe ve hareket katar; ancak tek başına sadakat sağlamaz.
Agape (Özgeci Aşk)Karşılıksız, sabırlı ve partnerinin mutluluğunu öne koyan fedakar sevgi.Derin bir minnettarlık yaratır; ancak “şehitlik” seviyesine çıkarsa yıpratıcıdır.
Pragma (Mantıklı Aşk)Uyumluluk, ortak hedefler ve hizmet odaklı gerçekçi bakış.Uzun ömürlülük sağlar; duygusal coşkuyu korumak için çaba ister.
Mania (Bağımlı Aşk)Sahiplenici, kıskanç, yoğun takıntı ve düşük özsaygı ile karakterize.Yıkıcı bir tutkudur; güveni sarsar ve partneri boğabilir.
Mükemmel AşkYakınlık, Tutku ve Bağlılığın tam ve dengeli birleşimi.İdeal hedeftir; sürekli “bakım” ve eylemle korunması gerekir.

1. YOL: İLETİŞİMİN SİHRİ VE DERİN SOHBETLER

İletişim, her başarılı ilişkinin nefes borusudur; ancak burada bahsettiğim şey akşam yemeğinde ne yeneceği veya çocukların okul taksiti üzerine yapılan “operasyonel” konuşmalar değil. Çoğu çift, gün boyunca konuştuklarını sanırken aslında sadece “bilgi alışverişi” yaparlar. Uzun süreli bir bağda tutkuyu korumak için, yüzeyden derine, o ruhsal okyanusun dibine inmek zorundasınız. Yüzeydeki sular sakindir ama asıl hazine derinlerdedir.

“Yemek yedin mi?” veya “Bugün iş nasıldı?” gibi otomatiğe bağlanmış sorular, ruhsal bağınızı beslemez. Bunun yerine birbirinize; “Bugün seni en çok ne gülümsetti?”, “Gelecek beş yıl içinde beni nerede hayal ediyorsun?” veya “Şu an üzerinde hissettiğin en büyük baskı nedir?” gibi derin sorular sormalısınız. İnsanlar değişir; partnerinizin on yıl önceki hayalleriyle bugünküler aynı olmayabilir. Onun iç dünyasındaki güncellemeleri kaçırmamak, tutkunun “merak” bileşenini canlı tutar.

Etkin Dinleme Rehberi: Yansıt, Anla, Empati Kur KİK Wellbeing kaynaklarında da vurgulanan bu üçlü ritüeli bir alışkanlık haline getirin. Birincisi Yansıtma: Partneriniz bir endişesini dile getirdiğinde, “Seni duyuyorum” mesajını vermek için söylediklerini kendi cümlelerinizle özetleyin. “Yani bugün yöneticinin tavrı seni değersiz hissettirmiş, doğru mu anlıyorum?” diyebilmek, partnerinizin görüldüğünü hissetmesini sağlar. İkincisi Anlamak: Onun her fikrine katılmak zorunda değilsiniz ama hislerinin geçerliliğini onaylayın. “Bu durumda neden böyle hissettiğini çok iyi anlıyorum” demek, savunma duvarlarını anında indirir. Üçüncüsü ise Empati: Gözlerinin içine bakın ve o duyguyu kalbinizde hissetmeye çalışın.

Açık sözlü olmak, aslında savunmasızlığınızı (vulnerability) ortaya koyma cesaretidir. Duygularınızı göstermekten korkmayın. “Bugün kendimi biraz ihmal edilmiş hissediyorum” demek, bir kavgayı başlatmak değil, partnerinizi kalbinize davet etmektir. Reddit’teki bilgelerin de dediği gibi; “Sürekli dürüst iletişim, her zaman saygılı olmak ve anlamaya çalışmak duygusal yakınlığı derinleştirir; bu da sizi her an aşık hissettirmeye devam eder.” Unutmayın, yatak odasındaki o büyük patlamaların fitili, mutfak masasında yapılan o derin ve dürüst sohbetlerle ateşlenir.

2. YOL: KONFOR ALANINDAN ÇIKMAK VE YENİ DENEYİMLER

İlişkiler, doğası gereği “konfor bölgesine” hapsolma eğilimi gösterir. Her akşam aynı koltukta, aynı diziyi izleyip ayrı telefonlarda gezinmek, monotonluğun en sadık müttefikidir. Buse Terim ve Uplifers kaynaklarında sıkça vurgulanan bir gerçek var: Beynimiz yeniliğe (novelty) bayılır. Yeni bir deneyim yaşadığımızda beynimiz dopamin salgılar ve ilginç olan şudur ki; beyin bu dopamin artışını yanınızdaki kişiyle, yani partnerinizle ilişkilendirir.

Rutini Birlikte Kırın Birlikte daha önce hiç yapmadığınız bir şeyi deneyin. Bu, profesyonel bir dans kursu olabilir, bir seramik atölyesi ya da hiç bilmediğiniz bir rotaya doğru plansız bir hafta sonu gezisi… Birlikte yeni bir şey öğrenmek, partnerinizi alışık olduğunuz “eş” rolünün dışında görmenizi sağlar. Onu bir şeyi öğrenmeye çalışırken, hata yaparken veya başarırken izlemek, başlangıçtaki o merak ve hayranlık duygusunu (Eros’u) yeniden tetikler. Reddit’teki bir kullanıcının paylaştığı gibi; “15 yıl boyunca her şeyi taze tutan şey, ikimizin de yeni şeyler öğrenmeye duyduğu bitmek bilmeyen merak oldu.”

Küçük Ritüellerin Gücü Yenilikler kadar, güven veren süreklilikler de önemlidir. Amy Morin’in önerdiği gibi, küçük ama istikrarlı ritüeller oluşturun. Her Pazar sabahı telefonları evde bırakıp yapılan bir doğa yürüyüşü veya her Cuma akşamı evde hazırlanan özel bir “randevu gecesi” (Date Night), ilişkinize verdiğiniz değeri somutlaştırır. Bu ritüeller, “Hayat ne kadar karmaşık olursa olsun, biz birbirimize zaman ayırmaya devam edeceğiz” mesajını sessizce fısıldar.

Birlikte deneyimlenen her “ilk”, ortak belleğinizde yeni bir sayfa açar. Belki o “leitmotif”—ilişkinizin ana teması—zamanla değişebilir ama birlikte yeni ezgiler bestelemekten vazgeçmemelisiniz. Tutku sadece büyük jestlerde değil, birlikte paylaşılan o heyecan verici ve bazen de komik “yeni” anlarda nefes alır. Partnerinizi bugün her zamankinden farklı bir yere yemeğe götürün veya daha önce hiç konuşmadığınız bir konu üzerine podcast dinleyip tartışın. Göreceksiniz, o sönmeye yüz tutmuş kıvılcımlar nasıl da yeniden parlayacak.

3. YOL: FİZİKSEL TEMAS VE CİNSELLİĞİN ÖTESİNDEKİ YAKINLIK

Uzun süreli ilişkilerde fiziksel temasın azalması bazen “olması gereken bu” gibi yanlış bir kabule dönüşür. Oysa cinsellik ve dokunma, ilişkinin duygusal sağlığını koruyan en hayati yakıttır. Reddit’teki o samimi tartışmalarda bir kullanıcının dediği gibi: “Akıl almaz şehvet, gerçek hayat gerçekleri çarpmaya başladığında bitebilir; ama küçük fiziksel dokunuşlar o balayını her gece yeniden canlandırabilir.”

Küçük Dokunuşların Mucizesi Tutku sadece yatak odasında, ışıklar kapandığında yaşanan bir eylem değildir. O, gün içine yayılmış küçük fiziksel jestlerle hayatta kalır. Mutfakta yanından geçerken beline sarılmak, süpermarkette reyonların arasında şakacı bir şekilde poposuna küçük bir şaplak atmak (Reddit’te buna bayılıyorlar!), koltukta otururken ayağınızın ucunun onunkine değmesi… Bu küçük temaslar, vücuttaki oksitosin (bağlılık hormonu) seviyesini artırır ve aranızdaki cinsel gerilimi canlı tutar. Bir partnerin “İşe gitmek için onu öptüğümde bile onu özlediğimi söylüyorum” demesi, işte o bitmeyen flörtün sırrıdır.

Gündüz Flörtü (Daytime Flirting) Emily Nagoski’nin “Come Together” kitabında bahsettiği “Kendiliğinden Arzu” (Spontaneous Desire) ve “Tepkisel Arzu” (Responsive Desire) kavramlarını anlamak önemlidir. Akşamki yakınlığın temelleri, sabah kahvesinde atılır. Gün içinde partnerinize atacağınız flörtöz bir mesaj, eski bir fotoğrafınız veya onu ne kadar arzuladığınıza dair küçük, “yaramaz” bir not, zihinsel bir ön sevişme başlatır. Seks, yatak odasına girdiğinizde başlayan bir eylem değil, tüm gün boyunca birbirinize verdiğiniz kıymetle örülen bir süreçtir.

Ayrıca, “koku”nun gücünü hafife almayın. Reddit’te bir kullanıcının 27 yıldır aynı şampuan kokusuna aşık kalması tesadüf değildir. Koku, en doğrudan duygusal belleği tetikler. Partnerinizin boynunun ense köküne nefesinizi vermek, ona hala ilk günkü gibi arzulandığını hissettirmenin en “sessiz” ama en güçlü yoludur. Cinselliği bir “karar” ve “öncelik” olarak görün; yorgun olsanız bile birbirinize dokunmaktan, sarılmaktan vazgeçmeyin.

4. YOL: TAKDİR ETMEK VE ŞÜKRAN DUYGUSU

İlişki uzadıkça, partnerimizin bizim için yaptığı şeyleri “görev” olarak görmeye başlarız. Çöpün çıkarılması, çocukların okuldan alınması veya zor bir gününüzde size destek olunması… Bunlar zamanla sıradanlaşır. Oysa “görülmek”, insan ruhunun en temel, en aç kalınan ihtiyacıdır. Takdir edilmeyen bir ruh, zamanla içine kapanır ve tutkusunu kaybeder.

Görünmeyeni Görün ve Dile Getirin Partnerinizin günlük hayatta yaptığı küçük iyilikleri fark edin ve bunu dile getirin. Amy Morin’in de belirttiği gibi, “Teşekkür ederim” veya “Bunu nasıl yönettiğinle gurur duyuyorum” gibi basit cümleler, ilişkideki olumlu duyguları besleyen birer mucize gibidir. Partnerinizin karakterindeki o “leitmotif”leri—yani sürekli tekrarlanan güzel özellikleri—takdir edin. Örneğin, “Senin bu olaylara karşı her zaman serin kanlı kalmana hayranım” demek, ona kendini değerli hissettirir.

Şaşırtma Faktörü ve Küçük Hediyeler Şükran duygusunu sadece sözlerle değil, eylemlerle de gösterin. Beklenmedik küçük sürprizler; örneğin en sevdiği çikolatayı sıradan bir Salı akşamı eve getirmeniz, ona el yazısıyla sevgi dolu kısa bir mektup bırakmanız veya yorgun olduğunu bildiğiniz bir akşam ona sadece rahatlaması için masaj yapmanız tutkuyu taze tutar. Reddit’te bir kullanıcının dediği gibi: “O, sorulmadan çöpü çıkarıyor; ben de o çalışırken yanına gidip onu flörtöz bir şekilde öpüyorum.” İşte denge budur.

Şükran, ilişkinin pasını silen en güçlü ciladır. Partnerinizi her gün yeniden seçtiğinizi ona hissettirin. Takdir edilen bir insan, kendini güvende hisseder; güvende hisseden bir insan ise savunma duvarlarını indirerek size tüm tutkusunu sunar. Bugün partnerinize, genellikle “zaten yapması gereken bir şey” olarak gördüğünüz bir eylem için içtenlikle teşekkür edin. Göreceksiniz, o basit teşekkürün yarattığı gülümseme, aranızdaki tüm gerginliği bir anda eritecektir.

5. YOL: KİŞİSEL ALANA SAYGI VE ÖZ-YATIRIM

Belki de en paradoksal olanı budur: İlişkiyi yakınlaştırmak için bazen uzaklaşmak gerekir. Uzun süreli ilişkilerde “biz” olurken “ben”i kaybetmek, tutkunun en büyük düşmanıdır. Esther Perel’in “Esaret Altında Çiftleşmek” kitabında vurguladığı gibi, tutku için “mesafe” ve “gizem” gerekir. Her an her saniye birlikte olan, her şeyi birlikte yapan iki insan arasında keşfedilecek ne kalabilir ki?

İki Bağımsız Ruhun Yoldaşlığı Aşk, birbirinin esareti değil, iki bağımsız ruhun aynı yolda yürümesidir. Buse Terim’in de belirttiği gibi, “aşırı bağımlılık” ilişkiyi boğar. Partnerinizin kendine ait hobilerinin olması, kendi arkadaşlarıyla vakit geçirmesi veya sadece kendi başına kalıp kitap okuması ona duyduğunuz saygıyı gösterir. Birbirine özgürlük alanı tanıyan çiftler, bir araya geldiklerinde anlatacak daha fazla hikayeye ve birbirlerine karşı daha taze bir meraka sahip olurlar. “Patrick Starfish” gibi koltukta tek başınıza yayılma hakkınız olmalı; bu mesafe, yeniden kavuşmanın hazzını artırır.

Kendinize Yatırım Yapın Kendi fiziksel ve ruhsal sağlığınıza yatırım yapmaya devam edin. Kendi gelişimini durdurmayan, dünyayla bağını koparmayan bir birey, partneri için her zaman daha çekici ve hayranlık uyandırıcıdır. “İlk aşık olduğumuzda en iyi yönümüzü gösteririz, ama zamanla çok rahatlarız” der Buse Terim. Haklıdır. Kendinizi daha iyi hissetmek için spor yapmak, yeni bir dil öğrenmek veya sadece kendinize bakım yapmak, partnerinizin size baktığında hala o “benzersiz ve güçlü insanı” görmesini sağlar.

Birbirinize “kendine ait zaman” tanımak, aslında ilişkinize duyduğunuz güvenin en büyük kanıtıdır. Kendi ışığınızı parlatmaya devam ettiğinizde, ilişkinizin de aydınlandığını göreceksiniz. Unutmayın, en ateşli tutkular, birbirine muhtaç olanlar arasında değil, birbirini özgürce seçen iki bağımsız ruh arasında yaşanır. Öz-saygı ve bireysellik, tutkunun üzerine inşa edildiği o sarsılmaz ve sağlam zemindir.

Balayı dönemi hissi sonsuza kadar sürer mi?

Biyolojik olarak hayır, ancak psikolojik olarak evet. İlişkinin ilk aşamasında beyin bir "hormon kokteyli" içindedir (dopamin, feniletilamin). Bu yoğun evre genellikle 12 ay içinde yerini "Arkadaşça Aşk"a bırakır. Ancak bu, heyecanın bittiği anlamına gelmez. Doğru çabayla, o ilk günlerindeki "limerans" hissi, yerini çok daha derin, güvenli ve tatmin edici bir tutkuya bırakabilir.

Tutku tamamen bittikten sonra geri gelir mi?

Kesinlikle! Tutku, gelgitleri olan bir duygudur. Reddit'teki birçok uzun süreli çift, "dibe vurduktan sonra kendimizi yeniden keşfettik" diyor. Eğer her iki taraf da dürüst iletişim, yeni deneyimler ve fiziksel yakınlık konusunda çaba göstermeye istekliyse, sönmüş bir kıvılcım bile büyük bir yangına dönüşebilir.

Çocuk sahibi olmak tutkuyu öldürür mü?

Çocuklar ilişkiyi "mahvedebilir" ama aynı zamanda yeniden kurabilir. Reddit'te bir kullanıcının dediği gibi: "Bebekler bizi gerçekten mahvetti, ama dibe vurduğumuzda kendimizi yeniden bulduk ve 8. yılda yeniden balayı çifti gibiyiz." Çocuklu dönemde "eş" rolünü "ebeveyn" rolünün tamamen yutmasına izin vermemek, küçük randevularla baş başa kalmak kritiktir.

Partnerim çaba göstermiyorsa ne yapmalıyım?

Değişimi başlatmak için bazen ilk adımı sizin atmanız gerekir. Duygularınızı suçlamadan, "Ben" diliyle ifade edin. "İlişkimizdeki o eski ateşi özlüyorum ve seninle yeniden yakınlaşmak istiyorum" gibi açık bir davet sunun. Eğer bu davet sürekli karşılıksız kalıyorsa, profesyonel bir aile danışmanından destek almak en sağlıklı yoldur.

Cinsellik olmadan tutku canlı kalabilir mi?

Fiziksel temas (sarılma, dokunma) tutkunun ana damarıdır. Medikal nedenlerle tam bir cinsel birleşme olmasa bile, duygusal mahremiyet ve fiziksel yakınlık (el ele tutuşma, sarılma) ile tutku sürdürülebilir. Ancak sağlıklı bir ilişkide arzunun bir şekilde ifade edilmesi, bağın canlılığı için esastır.

YENİDEN KEŞFETMENİN HEYECANI

Aşk, bir kez kazanılıp rafa kaldırılan bir kupa değil; her gün özenle sulanması gereken canlı bir çiçektir. Uzun süreli bir ilişkide tutkuyu korumak, mucizelere değil, küçük ama sürekli gösterilen o zarif emeklere bağlıdır. Partnerinizi her sabah yeniden tanımaya çalışın, onunla flört etmeyi asla bırakmayın ve en önemlisi, aranızdaki o özel bağın dünyanın en değerli hazinesi olduğunu kendinize hatırlatın.

Bugün, partneriniz için küçük bir şey yapın. Belki ona sadece “Sana neden aşık olduğumu bugün bir kez daha anladım” diyen bir mesaj atın, belki de akşam yemeğinden sonra televizyonu kapatıp sadece gözlerinin içine bakarak yapacağınız on dakikalık bir sohbetle başlayın. İlk adımı siz atın; o kıvılcım hala orada, sadece üzerine biraz üflemenizi bekliyor.

Peki, sizin ilişkinizi yıllar geçse de canlı tutan o gizli sırrınız, o size özel “leitmotif”iniz ne? Yorumlarda buluşalım ve birbirimize ilham verelim!

KAYNAKÇA

  • Uplifers: Uzun süreli ilişkilerde tutkuyu canlı tutmanın yolları (Uzman Psikolog Merve Saraçoğlu) – Bağlantı
  • Buse Terim: Uzun süreli bir ilişkiyi canlı tutmanın yolları – Bağlantı
  • Vikipedi: Üçgen Aşk Teorisi (Robert Sternberg) – Bağlantı
  • Vikipedi: Aşkın Renk Çarkı Teorisi (John Alan Lee) – Bağlantı
  • Onedio: Uzmanlara Göre İlişkiyi Canlı Tutan 5 Hafta Sonu Alışkanlığı (Amy Morin) – Bağlantı
  • Çağla Anar: Aşk ve Romantizmi Canlı Tutma: Uzun Süreli İlişkiler için Öneriler – Bağlantı
  • Redu Blog: Uzun Süreli İlişkilerde Tutkuyu Korumanın Sırları – Bağlantı
  • KİK Wellbeing: İlişkilerde Aşkı Canlı Tutmanın 5 Yolu (Sahra Hazal Kaleli) – Bağlantı
  • Reddit r/love: Uzun süreli bir ilişkide o yoğun tutkuyu canlı tutmanın yolları – Bağlantı

Merhaba,Kelimelerle resim yapmayı, hikayelerle kapılar aralamayı seviyorum. Bu köşe, benim kalemimden dökülenlerin; hayata, seyahate, anne olmaya, kendi yolunu çizmeye ve tabii ki kitaplara dair naçizane izlenimlerin buluşma noktası.Bazen bir kahve eşliğinde okunacak iç ısıtan yazılar, bazen derin düşündürecek denemeler burada. Amacım, okuyan herkeste bir "ben de!" ya da "iyi ki okudum" hissi uyandırabilmek.Yazdıklarımın size dokunabilmesi ve kendi hikayenize bir parça katkı sunabilmesi dileğiyle. Hoş geldiniz.

Yazarın Profili

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir